El bebek gül bebek büyüttün beni, göremediğim zaman hala aklımda saçlarının şekli. Ne de çabuk uzarlar. Hiç çaba sarf etmeden. Bakım falan da yapmazsın sen kendimi bildim bileli. Ama hep pırıl pırıldırlar istisnasız. Aynı gözlerin gibi. Küçükken bana derlerdi ya cin cin bakıyor diye, işte seninkiler de aynen öyle. Demek yaşla bir ilgisi yok bunun. Kalp, içinde taşıdığını yansıtıveriyor gözlerine istesen de,istemesen de.
Güçlüsün evet, hem de çok güçlü. Sadece ben bilirim kırgınlıklarını çünkü. Yalnızca benim yanımda ağlarsın. Sadece benim yanımda gösterebilirsin üzüntünü. Bekar bir kadın olarak her zaman duvarların olmalı haklısın. Hele bir de kız çocuğun varsa yanında hiçbir destek olmadan, kimselere göstermemelisin gerçek yüzünü.
Çalışmalı, çabalamalısın sınırsızca. Yorulmak nedir bilmeden. Yorulsan da belli edemeden. Benim yaşımdayken çoktan boşanmıştın da kocaman olmuştum ben. Gidecek yerin yoktu, sığıntı gibi hissettin mecburen anne evine döndüğünden. Dayanamadın da kırk metrekare eve çıktın vazgeçip lüksten. Bir kürkün bir de iki minder vardı sana verilen. Minderler de işyerinden. Üstüne kürkünü yorgan gibi örtüp de o iki mindere sığışmaya çalışmanı nasıl unutabilirim?
Öksürürdün sabahları. Bana kahve getirdiğinde. İki laf etmeden çıkmazdın hiç evden. Yatağımın yanına ilişip sıcacık oturuverirdin öyle. Hep kafa tutardım o küçük aklımla sana. Hep dediklerini geçiştirmeye çalışırdım kendim yaşayıp, kendim öğreneceğim mantığıyla. Sana kızar, söylediklerine alınırdım ya azaldı o kızgınlıklar zamanla. Haklı olduğunu anladığımda.
Anneler bilir derler, bilirler de hakikaten. İstesek de istemesek de dedikleri çıkar ya sonunda. Sadece biz fazla acı çekmeyelim diye çırpınırlar umutsuzca. Ben yaşadım, evladım daha az darbe alsın bu hayatta. Tek dilekleri budur oysa. Çok şanslıyım ki, bu yaşa kadar taşıdın beni sırtında. Ben de seni başımda.
Yaş gereği çok görüşülmese de, haber alıp iyi olduğunu bilmek de yeter bana. Hala sen ararsın daha çok, tam tersi olması gerekirken. Çocuğun olunca anlarsın dersin ya hep, olacağı yok bu saatten sonra ama gerçekten anlayabiliyorum seni bir nebze de olsa.
Büyük olan sensin. Koruyan, kollayan sensin. Sen bu dünyada en çok sevilensin. Sen, bana -sırtım yere gelmez, dedirtensin. Sen, yalnız olmadığımın en büyük delilisin. Sen, beni yaratansın, bana can verensin. Sen, benim yaşama sebebim, bu hayatta en büyük güvencemsin. Çocuk gibi sevinir, arkadaş gibi dinlersin. Arada bana kızsan da, sen hep beni affedensin. Bu yazıyı yazarken bile, gözlerimi yaşartan sensin. Bu vicdanı, bu kalbi, bu beyni bana armağan edensin. Üzüldüğüm zaman benden kat kat fazla üzülen, hayatın yükünü benden çok daha fazla çekensin.
Sorumluluklar senin peşinde, sen hayallerinin peşindesin. Hep bir umut olduğunu hissettiren, bana yol gösterensin. Çoğu zaman benden canlı, benden çılgın, benden dinçsin. Ben ne kadar miskinsem, sen o kadar değilsin. Ben ne kadar tembelsem, sen benim tam tersimsin. Sen, kaybolduğum zaman endişe labirentinde, beni oradan bulur, çeker çıkarıverirsin. Seninle aydınlığım ben. Seninle bembeyaz, kristal gibi dünyam. Ben senin minik bir kopyan. Senden çıkmış bir başka insan.
Tamamen bağımsız duygularla seviyorum seni. Sadece annem olduğun için değil. İnsan olarak, kadın olarak. Hem sevip, hem gurur duyuyorum. Gıpta ediyorum sana her zaman.
Evet, büyüdüm ama, hala küçüğüm sayende. Var hala arkamda koskocaman sığınılacak bir liman. Allah, kimsenin annesini başından eksik etmesin. Allah, seni başımdan eksik etmesin.
Sen dünyanın en güzel kelimesisin. Benim güzel annemsin....
Bu içerik KadınMedya.com' dan alıntılanmıştır.
Ayça Tekindor
http://www.kadinmedya.com/




