You are here: Home

'' Avcı '' | 10/07/2010 Tarihli yazı - Habersizdim.com

E-mail Print PDF

Avcı

Usulca yaklaşıyorum avıma. Oldukça sessizim. O kaçmadan, hiç kıpırdayamadan bitirmeliyim işini. Boğmayı tercih ediyorum genelde. Kansız. Daha zevkli. Gözlerine bakmak, işte haz veren yanı bu. Heyecanlıyım ama yine başarılı olacağımı biliyorum. İliklerime kadar yaşıyorum o anı. Zevki. Bittikten sonra yeniden bir av arayışına başlayacağım yoksa yaşayamam. Bunun da farkındayım. Böyle yaratılmışım, öldürdükçe güçleniyorum. Hatta herkes görsün istiyorum. Ama görmüyorlar çünkü hep zifiri karanlıkta bitiriyorum işi. Kimsecikler olmuyor çevrede. Daha sonra da yakalanmıyorum işin ilginci. Pek fazla umursamıyorlar beni. Her zaman olduğu gibi...

Bugüne kadar hiçbir erkeği sevemedim. Hiç isteyerek sevişemedim. Hep onlar istediğinde zorla birlikte oldular. Gözlerimi kapadım hep, bitsin diye bekleye bekleye. Bitti de.

Çoğunlukla hamile kaldım, doğurdum. Evlatlarımın çoğu öldü çeşitli sebeplerle. Çok acı çektim, çok yalnız hissettim. Zaten neredeyse doğduğumdan beri yalnızım. Annemi hatırlıyorum hayal meyal. Kaybettim onu sonra. Aradım hep ama bulamadım. Onun sıcaklığını bir daha hiç yaşayamadım. Nasıl da kollardı beni. En büyük kahramanım oldu hep hayalimde yaşasa bile. Çünkü ben babamı hiç tanımadım. Vefasız da demedim ona, yargılamadım. Ama annemi yalnızlığa ittiği, sonunda beni terketmesine sebep olduğu için de affedemedim sanırım. Tarih tekerrürden ibaret lafını doğrularcasına, evlatlarım da büyüdüklerinde beni tanımadılar. Şüphelendiğim oldu çoğu zaman, oğullarıma ya da kızlarıma benzettiklerim. Bana hiç yaklaşmayınca vazgeçtim onlardan da. Alıştım kendi başıma savaşmaya. Hayat denilen bu zorlu yolda...

Genelde aç geçer günlerim. Önceleri anlamazdım karnım neden ağrıyor. Guruldardı, gülerdim çıkardığı komik seslere. Bazen kramp girerdi, hızla girdiği gibi geçerdi ne hikmetse. Rahatlardım. Yediğim zaman mutlu olurdum elbet. Bir daha ne zaman yiyebileceğimi bilmeden, anın tadını çıkarırdım aklımca. Doyardım. Ne mutlu bir andır o. Ne uzun gelir yaşayana. Hiç acıkmayacakmışsın gibi. Çok geçmeden anlarsın ki düşündüğünün aksine daha da kısaymış. En fazla birkaç saate mide tekrar kazınmaya başlarmış. Birkaç hayır sever insan olmasa o mutlu anları da yaşayamayacağız işin acı tarafı. Doyabilen, sevgi dolu kalabalık ailelerin çöplerini karıştırırız olmazsa. O küçük ekmek dilimini kim yememiştir acaba? Evin minik oğlu mu? Yoksa iyi bir okulda okuyan, muzip olduğu kadar sevimli, güzel suratlı kız çocuğu mu? Annesi dilimlemiştir ekmeğini öyle değil mi? Elinin sevgisini kata kata. Sıcacık bir tas çorbanın yanında. Ama çocuklar doymuştur ne yapalım? Zorla nereye kadar. Az sonra yatacaklardır sıcacık yataklarına. Yanaklarında sevdiklerinin dudak izleri. Kalplerinde o dudakların güven veren hissi. Bir yoğurt kabı var çöplerin arasında. Acaba evin büyükannesi ekmeği yoğurda batırıp mı yedi? Takma dişleri acımasın, rahat çiğneyebilsin diye. Hem de canı çekmiştir şöyle serin serin. Kışın benim gibi üşümezler kesin. Yazın da sıcaktan delirmezler nitekim. Sinirlendikleri olur da, öleceklerini sanmazlar en azından. Ya da bana öyle geliyor. Su sürekli bulunmadığından. Hep endişeyle yaşamaktan yorulsam da, benim görevim bu biliyorum. Söylenmeye hakkım yok, benim de kaderim buymuş. Böyle yaratılmışım sorgulamaya hakkım yok. Vardır O'nun bir bildiği. Bana bunu layık gördüyse, hem ben eğitiliyorum, hem de diğer insanlar sınavdan geçiyor. Korkmuyorum. Yani aslında çok korkuyorum da. Belli edemiyorum. Güç alabileceğim bir kişi yok. Kimse yok. Hayatta kalmak bile günbegün zorlaşıyor hissediyorum. Sonunda hepimiz öleceğiz, o halde nedir bu kadar korkutan? Ölmek mi? Belki daha mutlu olacağız, bu korku bilmediğimizden mi? İşte onu çözemiyorum. Ölmek istemiyorum. Biraz daha yaşayabilirim. Yaşamak için de öldürmek zorundayım. Dürtülerimi kontrol edemiyorum. Tam bir keşmekeş, işin içinden çıkamıyorum...

Çok acılar çektim, çekmeye de devam edeceğim. Mücadele etmekten vazgeçmeyeceğim. Doğam gereği, hep sevgiyi arayacağım ben de herkes gibi. Bulacağım günün hayaliyle yaşayacağım. Bir kez okşayana, bin kez cevap vereceğim aşkımla. Bir kişi çıkarsa beni anlayan, o bile yetecek yaşamak için bana. Usulca yaklaşıyorum avıma....

Her şey daha farklı olabilirdi. Benim de sıcacık bir evim, yatağım, başımı sokacak bir damım, beni sevmekten hiç yorulmayacak bir annem olabilirdi. Acıkmak, susuz kalmak nedir bilmeden, endişe etmek fiilini hiç çekmeden, korkusuzca hayatımı sürdürebileceğim bir yaşamım olabilirdi. Olmadı. Yine de ümidimi kaybetmedim. Eğer sabah öldürmeye başlarsam, belki dikkatini çekebilirim birilerinin. Belki beni takdir ederler, bir nebze de olsa sevinirim. Bir işe yaramanın haklı gururuyla, açlığımı hissetmeyebilirim. Beni biraz severlerse, mutlu bir şekilde ölebilirim. Tabiat anaya dürtülerim gereği yardım ettiğim için en azından öldüğümde huzurlu olabilirim. Benden nefret etmeyin. Ben doğa gereği avcıyım, dengeleyiciyim. Bana verilen görev doğrultusunda, sorgulamadan yerine getirenim. Ben, aslında her canlı gibi sevgiye aç, yalnız ama gururlu bir sokak kedisiyim...


Ayça Tekindor

http://www.habersizdim.com/

Yorum yapmak için tıklayın!

 

YAZILARIM!

YouTube Channel!

Ayça e-Posta!