Türkçe Pop Müzik sanatçısı Ayça Tekindor bir İnternet Gazetesinde yazdığı '' Ona Aşık Olmak '' yazısıyla tüm Michael Jackson hayranlarını gözyaşlarına boğdu!
MJTurkFan.com 'da paylaşılan yazıyı ve MJTurkFan'larının yorumlarını görmek için tıklayın!
Ayça'nın MJ hakkında yazdığı ve hayranlarının gözyaşlarına hakim olamadığı o muhteşem yazı ; '' Ona Aşık Olmak ''
Küçüklüğünüze dair bir anınızı anlatır mısınız deseler, hatta sizde iz bırakan ilk anı deseler, anlatacağım bir olay var. Boğaziçi Üniversitesi lojmanlarında oturuyoruz. Ender şanslı çocuklardanım, Türkiye'nin en iyi, en güzel üniversitesinde bir yalı dairesinde büyüyorum.
Ev yalı dizaynı, kapıdan girdiğinizde kocaman bir hol var. Şimdikiler gibi değil ama bayağı evin ana kısmı. Neredeyse salondan büyük. Bütün odalar o hole açılıyor. Bütün odaların büyüklüğü de eşit. Yani bizim mutfak şimdiki çoğu evin salonu büyüklüğünde. O güzelim mutfağın büyüklüğünün aksine, minicik bir teybimiz var. Yukarıda minik bir radyo paneli, üstünde tuşlar, bir adet kasetçalar ve iki hoparlörden oluşuyor. Ben bile o yaşta rahatlıkla taşıyabiliyorum. Bugün olsa nasıl daha da ufak görünecek gözüme biliyorum. Ama o zamanlar ben o teyple yaşıyorum. Şimdiki gibi sistemler olmadığından kulağımı tek hoparlöre yapıştıyorum. Böylece aklımca gümbür gümbür müzik dinleyebiliyorum. Müzik aşkıyla uyandığım sıradan günlerden birinde annem arıyor. Radyo tek kanal, Trt radyosu dinleniyor, ne çalarsa bahtına. Annem diyor ki telefonda; ''Ayça'cığım, bir şarkı var. Bekle radyonun başında mutlaka çalacak. Adı Billie Jean,Michael Jackson diye bir adam söylüyor..'' Hemen tamam diyorum ve başlıyorum küçük teybimin dibinde beklemeye...
Tam hatırlayamıyorum fakat belki dakikalar, belki de saatler sonra çalıyor Billie Jean sonunda. O yaşta, o aklımla ve o kulaklarımla algıladığım müzik inanılmaz bir şey. Yani gerçek anlamda inanamıyorum, böyle bir şarkı nerden çıktı, o tipik melodi nasıl bütün şarkı boyunca ilerliyor, o melodiyi kesen paralel bir melodi de kemanlara verilmiş falan pek anlayamasam da zevkten uçacak gibi oluyorum. Daha ne olduğunu anlayamadan şarkı bitiyor. Gel de şimdi saatlerce bekle. Belki bir daha çalar. O andan itibaren teybin başında uyukluyorum adeta. Orada yaşıyorum. Zaten oldum olası mutfakta oturmaya bayılırım. Sebebi Michael olmasın? Hayatım beklemekle ve o şarkı çaldığında kulağımı bir daha ayrılmayacak kadar hoparlöre yapıştırmakla geçmeye başlıyor. Tipini falan henüz bilmiyoruz. Alt katta Siboş var ablam gibi, beraber büyüdük. Hemen araştırmaya başlıyoruz ve ilk ne zaman gördük bilmiyorum ama herhalde bir gazetede falan bizim meşhur Michael'in resmini görüyoruz. O andan itibaren hayatımız bir daha asla eskisi gibi olmayacak! O yaştaki aklımızla başlıyoruz nasıl gideriz Amerika'ya diye planlar yapmaya. Para biriktireceğiz, gemiyle gitmek ucuz. Artık televizyonlarda da Michael fırtınası esiyor. Görüyoruz ki binlerce kişi bizimkinin evinin önünde yatıp kalkıyor, bir ümit sadece iki saniye de olsa O'nu camdan el sallarken görebiliyorlar. Ama görme umudu yetiyor gönüllere. Biz de diyoruz Sibel'le, en kötü göremesek de, O'na yakın oluruz,gidip O'nunla aynı havayı soluruz. Babama söylüyorum, tamam diyor. Tabii halimize herkes kıs kıs gülüyor ama biz daha o bilinçte değiliz. Hevesimizi kırmak istemediklerini bilmiyoruz, yapamayacağımızı da…
Aylar belki yıllar aynı ümitle geçiyor. O'nu görebilmek.
Bu yaşa kadar odama sadece tek kişinin posterini astım, hatta bir arkadaşım benimle aynı boyda bir posterini getirmişti Amerika'dan, o bir duvarın yarısını kapladı durdu yıllarca. Peşpeşe albümleri geldi, okulda yarıştık kim önce dinledi, kim önce alacak albümü diye. Okulun tuvaletinde Thriller dansı denemelerimiz her seferinde disiplinde bitti. Yılmadık. Michael ''Bad'' dediğinde hepimiz kötüydük aynen O'nun gibi. Danslar ezberlendi, şarkılar söylendi, vokal sesleri çözülmeye çalışıldı, Michael çoğu zaman derslerimizin önüne geçti. O her zaman hayatımızın en önemli parçasıydı. Beynimizin bir köşesi tamamen O'na aitti. Dangerous albümüyle kendimizden geçtik bir kez daha. Ve duyduk ki Dünya turnesi kapsamında İstanbul'a gelecek. Bir kaç günlük şoktan sonra kendimize geldik, biletleri aldı ailelerimiz, biz hala gelecek mi gerçekten diye sora sora konser gününü ettik. İnönü Stadyumunda yerlerimizi aldık, kapalıda oturdum hiç unutmam, yanımda tabii ki Sibel.
Herhalde üçüncü şarkı falandı Sibel'den azarı işittim. O kadar titriyormuşum ki kız da oturduğu yerde sallanırmış meğer. Sene bin dokuz yüz doksan üç, aylardan sanırım Eylül, daha dün gibi şimdi...
O'nun daha çocuk yaşta yazdığı ''Ben'' isimli bir şarkı var. Bir fareyi anlatıyor o şarkıda. Aynı yaştayken biz ne yapıyorduk acaba? O fareye olan sevgisini,fareden herkesin kaçtığını ve nefret ettiğini, oysa Ben'in çok yalnız olduğundan bahsediyor. Artık yalnız değilsin ben seni seviyorum, diyor. Daha sonra büyüdüğünde hep barış için şarkılar yapıyor. Dünyadaki ölümler, savaşlar, çocuklar, tüm canlılar için sevgi mesajları veriyor, onlara güzel nesiller bırakmamızın şart olduğunu işliyor o muhteşem ritmlerin üzerinde. Kendi çocukluğunu hiç yaşayamamış olmasının acısını çekiyor hayatı boyunca. Babasından nefret ediyor O'nu hep dövdüğü için. Zorla kendi isteklerini yaptırdığı için çocuklarına ayırım yapmadan. Babasının annesini aldattığını öğreniyor çok küçük yaşta, o minik yüreğine ağır gelen bu anlayamadığı duygunun ağırlığı altında eziliyor, içine kapanıyor, yine de o minicik haliyle sahnelerde fırtınalar estiriyor ve sonunda efsane oluyor. Rekorlar Kitabı'na bir tek O'nun albümü giriyor. Dünya'nın gelmiş geçmiş en çok satan albümüne sahip olma onurunu bir tek O yaşıyor. O rekor geçilemeyecek. Artık teknoloji gelişti ve bir Michael daha gelse, ağzıyla kuş tutsa bilgisayardan indirilecek şarkılar. Artık otuz milyon kişi gidip albüm almayacak. Ki bir Michael daha asla gelmeyecek! Haziranın yirmi üçü benim doğum günüm. Yirmi beşinde geldi acı haber, hala inanmıyorum ve inanmayacağım. Benim çocukluğum bitemez! Şarkılarına hala doyamıyorum, çocukluğuma dönüyorum. O hala yaşıyor ve yaşayacak. Bu yüzyılda günümüz teknolojisiyle dahi aynı soundlar bir daha asla yakalanamayacak! Her ne kadar yaşadığı sürece O'nu kirletmeye çalışsalar da, türlü iftiralar atsalar da, O'nun içindeki aşk tüm nesillere yetecek. O'nun çocuk sevgisi herkese örnek olmaya devam edecek. Irkçılığa, doğanın katledilmesine, savaşlara, her tür ayrımcılığa, eşitsizliğe, çocuk ölümlerine, hayvanların öldürülmesine hep karşı çıkacak biz her dinlediğimizde. O,ağabeyi O'na ''Seni seviyorum.'' dediğinde,''Ben seni daha çok seviyorum.'' diyen altın kalpli bir çocuk olarak kalacak..
Ve ben, O'nunla aynı yıllarda yaşamış olmanın ayrıcalıklı gururunu tüm ömrüm boyunca taşıyacağım.Yaşlandığımda,
O'nu sahnede izlemiştim, diyebileceğim doğacak çocuklara. Eğer sonraki nesiller için Dünya'nın yok olması tehlikesine karşı ya da belki uzaydaki canlılar için bir albüm bırakılacaksa ''İşte Dünya'da bunu dinlerlerdi.'' diye,o Michael'ın albümü olmalı.Şimdi cdler minicik,zaten artık ipodlar var, mp3 olursa hele, tüm şarkıları sığar o kutucuğa. Biz de boşa yaşamamıştık mesajı bırakırız yeni canlı türlerine. Onlar da kıskançlık dolu bir hayat sürerler hep özenerek geçmişe...
Ayça Tekindor
http://www.habersizdim.com/ Yazıya buradan ve Sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz.




