Evlerinde oturup, hatta aileden kalan dairelerin kirasını toplayıp, aynı zamanda solcu geçinen, her konuda fikri olup da uygulayacak cesareti olmayan insanlar. Aralarında işi çok düzgün olanlar bile var. Yani kimseye muhtaç değiller, çoğumuzdan çok daha ilerideler yaşam koşulları söz konusu olduğunda. Ne yazık ki kafalar örümcek bağlamış, akılları sıra bize ders veriyorlar. Hükümete sövmek en büyük zevkleri. Adaletsizlik her an dillerinde ama eminim desen ki ”Hadi savunduğunuz gibi olsun, hepimiz eşit olalım,” işte o zaman en başta kaçacak olanlar kendileri olacaktır. Bunların hep dillerindedir ne yapılması gerektiği. Asla eyleme geçmezler, geçemezler.
Mahalle aralarındaki lüks cafelerde verirler mücadelelerini genelde soğuk bir içki eşliğinde. Alkol oranı fazlalaştıkça vücuttaki, daha da coşarlar, tüm dünyayı kurtarıverirler. Hep endişelilerdir gelecekle ilgili. Onlara göre ülke çoktan elden gitmiştir. İktidar kim olursa olsun karşısındalardır istisnasız. Bu kavmin gençleri daha da beterdir. Hiçbir bilgileri olmadan, okumadan, bilmeden, sadece özentiden çenelerine vurur cehaletleri. Hayranlık duydukları kişiler, hakikaten de önemli işler başarmışlardır zamanında, efsane olmuşlardır.
Güya onların devamı gibi görürler kendilerini en çok da bu acıdır. Ayaklarında en marka spor ayakkabılar, üstleri başları gayet kibar, altlarında arabalar, motorlar. Dersin ki; kardeşim madem savunduğun fikirler bunlar, o zaman giymeyeceksin bu ayakkabıları. Yemeyeceksin o restauranttan yemek. Dinlemeyeceksin popüler müzikleri. Kim nereye çekerse oraya gitmeyeceksin. Karşındakini dinlemeden konuşmayacaksın. Kimseyi küçümsemeyeceksin. Kaşlarını çattıran hiçbir işi yapmayacaksın. Yerdiğin hiçbir aktivitede bulunmayacaksın.
Ne hikmetse bu canlılar bir mikrofon uzatsan, anında meşhur olmaya hazırdırlar. Bu arada yanlış anlaşılmasın genelleme yapmıyorum. Ben bu yaşa kadar gördüklerimi, tanıdıklarımı anlatıyorum. Hiç şüphesiz şimdi bu yazdıklarıma da karşı çıkacaklar, ben tedbirimi alayım dedim.
Nefret ettikleri ve izlemediklerini iddia ettikleri televizyonda iki dakika görünebilmek için can atarlar. Yaş sınırları yoktur, her yaştan böyle örnekler giriverir hayatımıza birkaç saatliğine de olsa. En sağlıklısı ”ha ha” diyip, kendi hallerine bırakmaktır onları. Sessizce onaylayıp, bir an önce susmalarını beklemek. Asla kendi düşüncelerinizi savunmaya kalkmayın. Boşa vakit kaybedersiniz. Yüzlerinden düşen bin parça oluverir siz de elden gitmişsiniz paniğiyle.
Hadi kalk arkadaş o zaman bir yerden başlayalım derseniz, çok içtikleri için yerlerinden kalkamayabilirler. Çay da içseler yapıları gereği hep sarhoş gezerler.
Arada onlara özeniverirsiniz. Kafayı o hale getirmek için ne yapmak lazımsa, yapmak istersiniz. Zira başka bir gezegende, başka bir zaman diliminde, başka bir beyinle hayatlarını sürdürmektedirler.
Aynı kafada oldukları insanlarla çok mutlulardır. Ama bizim gibi düşünenlere de ders vermeden duramazlar. Bu onları tatmin eder. Birden fazlalarsa eğer, güç alarak birbirlerinden belden aşağı dem vururlar düzenden.
Bence çözüm, hepsini göstermektir şöhret olmalarına yetecek kadar bir yerlerden. Televizyondan ya da internetten. Belki böylece azalır sayıları, biz de kurtuluruz gerçek 68′lilerin başarısız taklitlerinden...
Ayça Tekindor
http://www.kadinmedya.com
Yorum atmak için tıklayın!




