You are here: Home

'' Pamuk Bebekler '' | 03/07/2010 Tarihli yazı - Habersizdim.com

E-mail Print PDF
Pamuk Bebekler


Şeffaf, yumuşacık bir kozayla sarmalandı pamuk bebekler. Anne sevgisiyle çarptı savunmasız minik yürekler. Muhtaçlardı büyüyebilmek için. Annesi olmayanlar da büyüdü tabii. Hep bir eksiklik hissetseler de, şanslı olanlarının vardı elbet aileden, akrabalardan ilgilenen birileri. Anneler, anne olduktan sonra değiştiler. Sorumluluk nedir, başkası için yaşamak nedir öğrendiler. Hep bir endişe vardı artık içlerinde, evlatlarının başına bir iş gelir düşüncesiyle. Sokakta oynarlarken bile rahat edemediler, bisiklete binse evlatları, gözlemekten bir hal oldular. Çoğu zaman koştular yorulsalar da peşlerinden. Çocuklar hastalandığında nefes alamazlardı, iyileşsin diye okunurdu tüm dualar. Kimbilir belki öpmeye dahi kıyamadılar. Başkası sevse onları, biraz uzun baksalar gözlerine, kıskandılar. Çok fazla olsa da sayıları, hepsinin yerini ayrı tuttular. Fakirlik bükse de bellerini, onlar hiç hissettirmemeye çalıştılar. Her isteklerini yerine getiremeseler de oğullarının, kızlarının, içlerinin parçalandığını anlayamazdı kimse. Durumları çok bariz olsa da. Yardım edecek olan da yoktu zaten, herkes kendi derdindeydi, kimseye yetmiyordu yiyecekleri, giyecekleri. Ayaklarında varsa plastik bir ayakkabı, mutlu olurlardı o bölgenin insanları. Hepsi okula gidebilmek için can atardı. Oralarda yaşamanın hali hazırda bir sürü zorlukları vardı...

Her mücadele yılmadan yapıldı. O minik ellere daha güzel bir hayat sunabilmek için. Tek istedikleri, günün birinde sağlıklı adamlar haline gelen çocuklarının evlenip bir yuva kurmalarıydı. Rutin hayat, devam edecekti böylece. Küçük, önemsiz üzüntülerle...

Ne yazık, olmadı. Bazıları gitti de vatan uğruna, bir ay evi arayamayanlar oldu aralarında. Bir çay bile içemediler çoğunlukla. Korku içinde beklediler geceleri sınırda, sevdiklerini ana ana. Kavuşacakları günün aşkıyla. Kimi evliydi, kimi değil, kiminin bebeği vardı, kimi daha kimseden hoşlanamamıştı bile. O soğukta, o karanlıkta, siper niyetine dizilmiş çuvalların arkasında, burunlarında tüten silahların kokusuydu yalnızca. Şafak sayıla sayıla bu görev de biterdi icabında. Hep bir umut vardı uykusuz gecelerin sabahlarında. Eve döneceklerdi elbet. Ya sağ sağlim, ya da bayrağa sarılı tabutla. Her ikisinde de kahraman olacaklardı ne de olsa… Oldular da. Gidip dönemeyenler, tek parça halinde gömülemeyenler cennete hızlıca çıktı. Şimdi en yüce mertebedeler. Anneleri, babaları her zamanki gibi ''Vatan Sağolsun'' dediler. Bir insanın hayatında yaşayabileceği en büyük acıyla test edildiler. Onlar hepimizden daha güçlüler. Onlar bir oğlum daha olsa onu da göndereceğim askere, diyebilecek kadar koca gönüllüler. Bazılarının tek oğlu gitse de cennete, dik duruşlarıyla örnek oldular nice nesillere. Bizler gözyaşlarıyla, uykusuz geçen gecelerimizde, kendimizi hep onların yerine koyduk, hainlerin kökünü kurutma planları yaptık çaresizce. Dünya düzeni böyle. Gün olur, devran döner elbette. ''Şehitler ölmez,Vatan bölünmez!'' nidaları, hoş bir sada olur, kalır geride... Vatanın asla bölünemeyeceği, kazınır tüm beyinlere...

Ayça Tekindor

http://www.habersizdim.com/

Yorum atmak için tıklayın!

 

YAZILARIM!

YouTube Channel!

Ayça e-Posta!