Cennet de cehennem de yaşadığımız gezegendeyse eğer, cennetten geliyorum.
Bambaşka hayatların vücut bulduğu, tüm yüzlerin güldüğü, tüm gözlerin parladığı bir yerden. Herkesi kucaklamak istediğim, içimden taşa taşa neredeyse elle tutulur bir hale gelen sevgi kavramının mutlulukla birleştiği yerden.
Güneşin en güzel halinden, denizlerin en temizinden. İnsanların en güzel olduğu yerden. Kavga, karmaşa nedir unuttuğum, kötülüklerin akıllara dahi gelmediği yerden.
Yazarların şiirlerine romanlarına defalarca konu olmuş, günümüzde her ne kadar ikoncanların adlarıyla anılsa da asla bozulmayacak saf duyguların olduğu yerden. Her gittiğimde coşkudan içimin ısındığı, bir kere daha görebildiğim için her seferinde şükrettiğim yerden. En büyük idealimin oraya yerleşmek olduğunu bildiğim yerden. Çocuk gibi ağlayarak döndüğüm yerden.
Doğduğum büyüdüğüm korkuyla yaşadığım ve cehennem gibi gelen bu soğuk şehir de bir garip baktı bana bu defa. Sevmediğimi biliyor artık sanki. O da beni sevmiyor. Sırtını döndü bana sarılmıyor. Hiç bir aşk kırıntısı kalmamış içinde nitekim benim de. Çocukluğumdaki gibi özlemiyorum büyüdüğümden beri.
Yazıldığı gibi değil bu şehir. Herkesin sandığı gibi değil. Gelmek için özenen insanlar; ne olur gelmeyin artık! Daha da kalabalık olmasın bu emektar yollar. Daha fazla araba geçmesin yaşlı köprümüzden.
Daha fazla şiddet olmasın. Daha fazla insan korkmasın depremden. Bırakın az da olsa oksijen kalsın havada. Kulaklarımız daha fazla sese tahammül edemez ne kadar çabalasa da.
Bu hengâmede iş de bulunmaz, aş da bitti, kalmadı. Taşı toprağı altın denilen bu garip coğrafya çamura battı sonunda. Yaşanmaz oldu.
Ne uyandığımızda güneşi, ne de akşamları ayı göremez haldeyiz yüksek beton duvarlardan. Dünyanın diğer ucu kadar farklı, karıncalar gibi doluşmuşuz binaların soğuk katlarına.
Kat yasağının olduğu yerden geliyorum bir defa. Yasak. Kapatamıyorlar isteseler de gökyüzünü. Daha aydınlık oranın gecesi gündüzü, bir başka güzel oranın köylüsü. Besinleri doğal, suyu bedava, pazarları bile bir başka.
Mecbur adapte olmalı bir an önce. Bunalım atlatılmalı. Soğuğa da, yağmura da alışılmalı. Trafikten korkmamalı. İşe kanalize olmalı ki kısa zamanda daha da geç kalmadan yaşarken bu cennetin tadına bakılmalı.
Tam da burada susmalı. En güzelini söylemiş Halikarnas Balıkçısı: ” Yokuş başına geldiğinde, Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler ” …
KadınMedya.com | Ayça Tekindor




