You are here: Home

'' Şiddet! '' | 01/11/2010 Tarihli yazı - Kadinmedya.com

E-mail Print PDF

Şiddet

Masada herkesin eşyaları dururken neden sadece benimki yok? Nasıl eve döneceğim şimdi? Acaba evde mi unutmuştum ama yok olamaz. Buraya kadar geldim değil mi? Bütün aksilikler yine beni buluyor. Borç istemeyi de hiç sevmem. İnanmayacaklar şimdi bana. İçkiyi bahane edecekler. Önünü görmüyorsun zaten diyecekler. Para istemem lazım eve dönebilmek için. Sıcacık yatağıma. Gerçi o yatak artık o kadar da sıcak değil ya. Hayattan hiç zevk alamaz oldum. Geceleri uyuyamıyorum. Alkolden organlarım da iflas edecek. Çok yaşamam ben.

Birkaç sene sonra..

Bugün hayatımın en kötü günü. Aylardır hazırlanıyorum sırf bir gece için. Hayatımın gecesi. Sevdiğim tek kadınla düğünümüzün yapılacağı gece. Gece kelimesini tekrar sevme sebebim. Her şeyim. Yanımdayken bile kıskandığım, seneler geçmesine rağmen arzumun bir nebze dahi azalmadığı, tek isteğim onunla yaşlanabilmek olan müstakbel karım. Hayali çcouklarımın annesi. Yaşama tutunabilmemin başlıca nedeni. Vicdan azabını bana zaman zaman da olsa unutturabilen tek kişi. Bugün en yakın arkadaşımla beraber olduğunu öğrendiğimde içimde ölme isteği uyandıran tek dişi.Birkaç sene sonra..

Yine dar geliyor bu ev bana. Ne sevimsiz bu eşyalar. Sevmediğim kadın seçti onları. Zevklerimiz hiç bir zaman uymadı. Şu koltuk ne rahatsız. Renkler ne kadar solgun. Televizyon bile bozuk. Tüpü mü bitiyor ne? Sağ tarafta büyük garip bir leke var. Görüntü anlaşılmıyor bile. Çocuklar büyüyor neyse. Bilgisayar istiyorlar ama almıyorum. Boşuna masraf. Oyuna dalarlar ders falan çalışmazlar. Hem belki gelir akıllarına ismimi yazarlar. Bana hayran olan çocuklar büyük bir hayal kırıklığıyla beni sevmekten vazgeçerler sonra.

Birkaç sene sonra..

 

Büyük oğluma lösemi teşhisi konuldu. Çaresiziz. Paramız kısıtlı, zorluklar içindeyiz. Tedavi ettirebilecek miyiz o bile belli değil. Zaten bu hastalığın tedavisi de garanti değil. Gözümün önünde eriyor yavrum. Kalbim sızlamaktan yorgun. Belli etmemeye çalışmaktan yıprandı gözlerim. Fiziksel olarak tanınmayacak haldeyim. Karım da konuşmuyor benimle. Nasıl evlendiğine şaşmıştım zaten. Şimdi içindeki nefret büyüdü iyice. Sırf oğlanın hatırına aynı evdeyiz sadece. Çok uzun zamandır.

Birkaç sene sonra..

 

İnsanın kendi eline doğan, kendinden olan varlığı yine kendi elleriyle toprağa vermesi nasıldır bilir misiniz? Böylesine bir acıyı tarif edebilir misiniz? Yokum artık. Yaşamak için sebebim de yok. Sadece küçük kızım tutuyor beni ellerimden bu dünyada kalabilmem için. Mutluluğa daha epey ulaşamayacağım sanırım.Birkaç sene sonra..

Teknoloji ne kadar ilerledi. Biter dedik ama bitmedi. Kızım amansız bir hatalığa tutuldu ama nedir hiç bilinemedi. Karım beni terketti. Şimdi sadece olmadığı zamanlarda gidebiliyorum kızımın başına, öpüp kokluyorum. Ben bu başıma gelenlerin sebebini biliyorum. Bunca zaman gizlemeyi başardım ama kendimden kaçamıyorum. Son yakın.

Birkaç ay sonra..

Çok şükür sessizce öldüm. Kimse yoktu cenazemde. Devlet sayesinde sokak ortasında kalmadı cesedim. Bir hoca vardı sadece bir de görevli. Yapayalnız öldüm işte. Sonunda. Acılarım dinecek ama şimdi incecik bir köprünün üzerindeyim. Elimdeki kutu giderek ağırlaşıyor taşıyamayacağım diye korkuyorum. Ama taşımam lazım. Onun huzuruna çıkacağım. İçinde tonlarca demir var sanki. Sıcaklığa doğru yaklaşıyorum. Nasıl dayanacağım bilmiyorum. Bir kedi bu kadar ağır olabilir mi? İki üç kilodur en fazla değil mi? Şimdi söylemek zorundayım herşeyi. Söylemesem de biliyor zaten kendisi. ''Ben, zamanında tekmeleye tekmeleye öldürdüm bir kediyi.'' yalvarmaları bana vız geldi. Şimdi ne kadar yansam affedersin beni? Ya da affedebilir misin? Benden bu ağırlığı al yeter. Yoruldum taşımaktan. Pişmanım var olduğum için, beni yarattığın için, sana layık olamadığım için, senin verdiğin masum bir canı acımasızca aldığım için. Beni affet bir katil olduğum için.

Can arkadaşım Y.Özgür Güven'den esinlendim.

Ayça Tekindor

 

YAZILARIM!

YouTube Channel!

Ayça e-Posta!