Kalite göreceli bir kavram. Bize göre kaliteli olan bir başkasına göre banel olabiliyor. Tartışmaya kapalı olan konular dışında tabii.
Klasik müzik dendiğinde kimse kalitesiz diyemiyor. En az üç yüz yıldır dinlenen bir müziğe kalitesiz demek de kolay değil zaten. Ülkemizde ellerinde pipolarıyla bir bardak viski eşliğinde caz müziği dinleyenlere de genelde entellektüel tanısı konuluyor. Caz müziği her ne kadar zencilerin sokakta yaptıkları müzik olsa da bizde bilmemekten dolayı yere göğe konamıyor. Türk Müziği denince akan sular duruyor. Öz müziğimiz dile kolay kimse ben sevmiyorum deme cesaretini gösteremiyor. Ancak arkadaşlar arasında samimi konuşuluyor bu konular. Gerisi boş, gerisi yalan.
Şöhretin en büyüklerinden birini yaşamış ender insanlardan biri olarak doymuş olduğuma karar verdim. Zamanında yönlendirildim, ticari işler yaptım evet, arkasındayım da. Ama hiç bir zaman okuduğum, eğitimini aldığım müziği sevmekten vazgeçmedim. Çocuk yaşlardan beri sahnede olmanın avantajıyla rahat tavırlar sergiledim, uçuk kız olarak nam saldım. Nam-ı diğer çılgın kemancı. Çok konuda bilgili olmama rağmen pek konuşmadım, okuduğum kitaplarla övünmedim, notanın Allah'ını bildiğim halde kendimi diğer insanlardan yüksekte görmedim. Mesajlarına cevap yazdığım için bana hala şaşıranlara ben daha çok şaşırdım. Şeş kaza ünlü olduğum için ayrım yapma hakkını kendimde bulmadım. Hepimiz insanız, önce iyi insan olmak için çabaladım. Yok birbirimizden farkımız. Sevgi için yaşadım. Şimdi yazıp içimi döküyorum ne mutlu.
İyiyle kötünün karıştığı, eğitimle cahilliğin iç içe geçtiği, sesi, altyapısı olmayanların tonlarca para kazandığı, millete ders vermeye çalıştığı, başka işlerden kazandığı paralarla onlara özenenlere caka sattığı bu ülkede yeni hayalim öğretmen olmak. Bir kaç çocuğu bilinçlendirebilirsem kardır. Televizyonlardan hayır yok. İş başa düştü. Bundan böyle ben de Çarşı gibi her şeye karşıyım.
Türk'üm, doğruyum, çalışkanım!...
Ayça Tekindor




