@kadinmedya – Yazar; Ayça Tekindor www.kadinmedya.com
Lastik ayakkabıların minik, tatlı gıcırtıları. Sıcaktan ve yorgunluktan dolayı oluşmuş ayak yaraları. Renk renk saç bantları. Ucundan ter damlayan havalı şapkaları. Marka tişörtler, onları tamamlayan uyumlu şortları. Vücutlarının sınırlarını zorlayan, zorunlu kondisyon çalışmaları. Kramplara karşı direnen güçlü kasları. Belki de erken bitecek sınavları. Çare olmayacak içlerine akıttıkları gözyaşları. Yarım kalacak yaşamalarına sebep hırsları.
Burada gece soğuk, ama umurumda değil dışarının ayazı. İçimi ısıtır bir başka kıtada doğmuş olan yeni günün sapsarı güneş ışınları. Ekranda cayır cayır yanan kıpkırmızı ”live” yazısı. Korttaki seyircilerin heyecan dolu çığlıkları. Sporcuların insanüstü, akıl almaz çabaları.
Maçların zevkinden soğutmadan içemiyorum çayımı. Şimdilik hayal olsa da, günün birinde yakından izleyebilmek isterim onları. Ben de bağırırım neyim eksik? Zorlarım ses tellerimin sınırlarını.
Normalde de geceleri uyumayan ben, sanki bu turnuvaları takip etmek için hazırlıklıyım ezelden. Belki de kendi mesleğime çok benzettiğimden.Benim kemanım daha mı değersiz bir raketten? O da bağlanmak, sevilmek, emek ister yürekten. Kendimi onlara yakın hissetmem, bu yüzden Yemeleri, içmeleri, özel yaşamları, uyku düzenleri, hatta stresleri dahi kontrol altında tutulan bu insanların kazandıkları kadar kaybettikleri, fedakârlıkları da takdire şayan yekten.
Tenis, herkes için bir hayat dersi tümden. Hepimizin içinde uyuyan devi uyandırabileceğimiz inancını aşılar türden. Zamanında başladığım gibi bırakmak zorunda kaldım enstrüman çalanların kollarında kas olmaması gerektiğinden. Bir de tabii her türlü sakatlık doğabileceğinden. Şimdilerde onların yaşadıklarını paylaşıyorum ruhen. Belki de avutuyorum kendimi bilmem? Varsın sabahlar olmasın kim korkar karanlık, uzun, hain gecelerden?
Enlemlere, boylamlara inat, televizyonda pırıl pırıl parlayan yıldızlar dünyanın bir ucundan aldıkları güneşi bize yansıtırken?




