You are here: Home

''İsimsiz'' | 28/01/2011 Tarihli yazı - Habersizdim.com

E-mail Print PDF

Evinde sular aktığı zamanlarda doldurabiliyor çaydanlığını. Bakkaldan veresiye aldığı çayı demleyiveriyor hızlıca. Yoksa ısınamıyor geceleri.

Zaman zor geçiyor. Lambaları yanmasa da bir küçücük televizyonu var onu izliyor çoğu zaman. Perdelerin arasından sızmaya çalışırken ekrandaki sönük ışık, uyuyakalıyor yamalı kanepesinde. Kıyafetlerinin büyük bir bölümü de öyle. Gerçi canlı gösteriyor onu bilumum renkteki bez parçaları.

Pantolonunun paçaları kısa. Çorapları da öyle. Açıkta kalıyor bacaklarının bir kısmı.Yağmur yağsa da yağmasa da yerler ıslak olsa da olmasa da kardan yollar kapansa da asfalt güneşten cayır cayır yansa da penceremden gördüğüm ayakkabılar hep aynı. Bir zamanlar şık bir çift siyah köseleydiler belli ki.  Şıklıklarından pek bir eser kalmamış şimdi. Hafif yırtık önleri. Bir de bastonu var eski. Aslında ona dayanarak yürümüyor ama hep elinde asası gibi.

Ağzında diş olduğu da pek söylenemez. Güldüğü zaman gözleri çekiyor dikkatimi. Her seferinde merhaba derken yüreğim sızlıyor ama biliyorum mahallenin onu sahiplendiğini. Bir ara tamire ihtiyacı olan ayakkabılarınız varsa aklınızda olsun tamir ederim gibi bir şeyler söylemişti. Teşekkür ettim ama hiç ayakkabı götürmedim. Adını bile sormadım. Bir kaç gün göremezsem endişelendim. Her gördüğümde de sevindim.

Bu gece yine geçti penceremin önünden. Bakkala uğradı kesin. Büyük ihtimalle aldı yine veresiye ekmeğini, çayını. Şimdi ben televizyonda Avustralya Açık Tenis Turnuvasını izleyip son bir haftadır yaptığım gibi sabahlarken o uyuyordur herhalde. Yeter ki üşümesin. Nereden aklıma geldi onu yazmak bilmem ama o hiç üzülmesin. Yarına sağ çıkarsak,söz onun adını da öğreneceğim...


Ayça Tekindor

 

YAZILARIM!

YouTube Channel!

Ayça e-Posta!