@kadinmedya – Bildiğimiz halı işte.
Üzerine bastığımızda ayakkabıların altından hissedilen yumuşaklık da aşağı yukarı aynı olmalı. Ama orası çok farklı.
Bambaşka bir dünya, bambaşka hayaller, bambaşka insanlar. Evde ya da stüdyoda yapılan bir şarkıyla hayat değişiyor birdenbire. Ödül alınıyor. Düşük bütçeyle, belki de her gece umutsuzluğa kapılarak çekim planları yapılan nice düşünceler, sonunda azimle canlanıyor ekranda.
Ve bir kadın, Danimarka adına kucaklıyor Oscar’ı.
Daha İyi Bir Dünya istediği için. Mutluluğuna ortak olmamak mümkün mü?
Oyuncular hem bedenleri hem ruhları yıpranmış olarak orada duruyorlar. Kim bilir kaç geceden beri uyuyamadılar.
Kim bilir kaç gündür yemek yiyemediler. Giydikleri marka elbiseler, taktıkları milyonlarca dolarlık mücevherler bile azaltamadı heyecanlarını. Hepsi ne kadar da kaliteli ne kadar da güzel görünüyorlardı.
Eskiden her sene adeta takım tutar gibi film tutardık. İddialara girilirdi. Sanki ödülü ben alacakmışım gibi hırs yapardım.
O günler gerilerde kaldı tabii ama yine de izlemek her zamanki kadar zevkliydi. Şimdi tekrarını izliyorum hatta. Bir kere daha o atmosferi çok uzaklardan da olsa soluyabilmek için.
Çöp kamyonu geçiyor. Ve ben tekrar kendi küçük dünyama geri dönüyorum.
Tercih hakkı verseler, yine bu evde, kedimle, sıcacık oturmayı isterdim.
Yine kendi annemi, kendi babamı, kendi sevgilimi severdim.
Yine arkadaşlarımla bu mahallede yaşamayı yeğlerdim.
Yine aynı okula gider, yine keman çalardım.
Varsın, Oscar çocukluğumdan beri olduğu gibi rüyalarımda yaşasın…
KadınMedya.com | Ayça Tekindor




