Bizde sanatçı diye adlandırılan kişiler genelde iki lafı bir araya getiremezler.
Jay Leno'ya resmen aşığım! İzleyenler muhtemelen bana katılacaklardır. O’nun çok acayip bir elektriği var. İşte çok moda olan kelimeyi kullandım sonunda. Çünkü buraya yakışıyor. Bunca senedir program yapmak kolay mı? Hem de prime time diye tabir ettiğimiz, en çok izlenen saatlerde. Amerika gibi bir yerde.
Hiç kolay değil elbette. Öyle bir çıkıyor ki o programa, sanki her seferinde ilk kez yaşıyormuş gibi o heyecanı. Öyle bir gülüyor ki ekranda, ne kadar bozuk olsa da moraliniz, siz de gülerken buluveriyorsunuz kendinizi. Çok rahat, çok sevimli, çok komik. Sevgi fışkırıyor içinden samimi olduğu o kadar belli ki. Stüdyoya bilumum hayvanlar getiriliyor mesela. Bizdeki gibi değil. Korkmuyor onlardan, hemen seviyor kucağına alıyor, sanki kırk yıldır onlarla yaşıyor, öpüyor, kokluyor. Gelen sanatçılar da inanılmaz tabii.
Burada en çok korkulan konu konuk konusudur. Çünkü bizde sanatçı diye adlandırılan kişiler genelde iki lafı bir araya getiremezler. Samimi olmadıkları için kamera karşısında heyecanlanırlar, nereye bakacaklarını ne diyeceklerini, ellerini nereye koyacaklarını bilemezler. Sürekli monitör denilen, o andaki yayın akışını görmenizi sağlayan ekrana bakar dururlar. Saçları nasıl görünüyordur, makyajları akmış mıdır falan filan. Gerisi pek de mühim değildir onlar için. Onlar ünlü insanlardır. Önemli olan güzel ve havalı görünmeleridir. Yazık.
İşte buna alıştığımız için milletçe, yabancı bir talk show izlediğimiz zaman şaşıp kalıyoruz. Kendi adıma konuşuyorum belki kimse şaşmıyordur da, ben şaşıyorum. Nasıl rahatlar nasıl laf yapıyor ağızları nasıl gerçekten komplekssizler, nasıl sevgi dolular, nasıl içtenler. Bu böyle uzar gider. Çünkü onlar dünya çapında yıldızlardır. Tüm dünya tanır onları yani. Buraya gelseler de Afrika'ya gitseler de tanınırlar. Dünya çapında yardımlar yaparlar her tür felakette, ya çocuklar için, ya hastalar için, ya hayvanlar için vs.
Deli doludurlar aynı zamanda, çıplaklıktan korkmazlar, sanat uğruna tam da olması gibi soyunurlar kadını erkeği. Hiç de gocunmazlar yaptıklarından zira seks olayını milletçe halletmişlerdir. Seks konusunda cahil değillerdir. Kulaktan dolma bilgilerle hareket etmezler, etmemişlerdir. Seks günah değildir çünkü onlar için. Tüm insanlar için olması gerektiği gibi doğal bir dürtüdür sonuçta. Namus olayı değildir, kıstaslarını birilerinin belirlediği bir olgu değildir, yemek içmek gibi soyun devamı için gerekli bir dürtüdür. Onların çocukları da olur, aileleri de, hiçbiri kısıtlamaz diğerini. Bilir ki sanat yapılıyor, kimse boşuna meşhur olmuyor.
Orada kadir kıymet bilinir. Oyunculara ya da müzisyenlere ya da şarkıcılara ya da ressamlara ya da yazarlara her ne sanat yapıyorsa yapsın gereken değer verilir. Bu da oradakilerin olduğu gibi kalmasını sağlar. Zira yaptıklarıyla ön plandadırlar, çok güzel giyindikleri ya da çok güzel oldukları için değil.
Bizde sabah programlarına bile abiye gece elbiseleriyle katılınırken, orada bir kot bir tişörtle görebilirsiniz Madonna’yı. Gayet doğal, sanki makyaj yokmuş gibi. Güler, sohbet eder, şakalara gülüp geçer, kendi de güldürür. Geçenlerde Dolly Parton vardı mesela. O koca memeleriyle meşhur olmuştur bilmeyenler için söyleyeyim, çok tatlı bir kadındır, onu da görünce insanın içi açılır. İnanılmaz bir oyuncudur. Jay sordu-sabah uyanınca yaptığın ilk şey nedir?-diye. O da cevap verdi. "Tabii ki elbiselerimi giyer, ayakkabılarımı alır ve kendi evime giderim." Günlerce güldüm buna. Stüdyodaki izleyiciler de çok güldü zaten. Bizde olduğunu düşünsenize böyle bir sohbetin. Bak esas şimdi gülesim geldi...
Bu ülkede sanatçı olmak zordur. Çünkü bu ülkede sanatçı çoktur. Dolayısıyla hiç kafaya takmadan kendi yolunuzda yürümeniz gerekir. Yani sırf biri soyundu diye sizden çok daha fazla para kazanıyor olabilir. Ya da salak salak konuştuğu için. Ya da saçınıza başınıza özenip sizi taklit ettiği için. Sizin uzman olduğunuz bir konuda hiçbir şey bilmediği için. Zengin bir sevgilisi olduğu için. Zengin bir adamla evlendiği için. Son model arabasıyla cirit attığı için. Saray yavrusu bir evde oturduğu için. Herkese tepeden baktığı için. Cahil cesareti olduğu için. İstediği an istediği kişiyi yargılama hakkını kendinde bulduğu için. Saymakla bitmez. Aşık atamayız kısaca ne Amerika'yla ne Avrupa’yla. Çok daha güzel bir ülke olmamıza rağmen. İnsanları çok daha başka bir toplum olmamıza rağmen. Sıcakkanlı, sevecen, misafirperver, sevgi dolu, yalnız olmamıza rağmen. Ülkemizi tutkuyla sevmemize rağmen.Milliyetçi olmamıza rağmen.Gerçek bu....
Hiçbir yasak yok Jay Leno'nun şovunda. Ağzına gelen, aklına gelen her markayı söyleyebiliyor mesela. Biz burada bir program çekeceğiz, nasıl yapsak da reklam görünmese diye çekemiyoruz sonunda. Dikkat edin başta Yemekteyiz'' olmak üzere her filmde dizide, ekranda gördüğümüz her görüntüde bir buzlanma olayı var. Ekranın yarısında ne var anlayamıyoruz. Hiç bir markadan bahsedemiyoruz. Aman herkes o dediğimiz arada lafı geçen markaya saldırır da ellerinde mal kalmaz maazallah. Her şey yasak. Her söylediğiniz RTÜK'e şikâyet sebebi. Benim "Yıkılıyo" adlı şarkımı da binlerce anne şikâyet etmişti mesela çocuklarımızın Türkçesini bozuyor diye. Bak burada da gülesim geldi.
Türkçe Yıkılıyo demekle bozulmaz efendiler. Benim bildiğim pek çok imla kuralını bilmediğinize de bahse girerim. Tek derdiniz bu olsun. Bunu şikâyet edin edebildiğiniz kadar. Bu arada çocuklara taciz yapılsın, çocuklar öldürülsün, hayvanlara işkence edilsin, bunlar o kadar önemli değil evet. Tek dert Türkçeyi doğru kullanmaksa işimiz daha kolay evvelallah.
O kadar çok yazmak istediğim şey var ki. Tek yazıda harcamak istemiyorum. Hepsini ayrıntılı yazacağım burada şöyle bir değinip geçtiklerimi, ama size de haddim olmayarak tek bir şey önereceğim. Jay Leno'yu eğer hala izlemediyseniz, lütfen izleyin.
Ayça Tekindor
http://www.kadinmedya.com




